Önü alınamaz bir hızda ilerleyen yapay zeka çağında yaşıyoruz. Her sektörde olduğu gibi diş hekimliği de bundan nasibini aldı ve almaya da devam edecek. Şu an belki diş hekimliğinde diğer alanlara nazaran biraz daha yavaş ilerliyor ama sonuçta hiçbir şey birkaç yıl öncesi gibi değil; birkaç ay, hatta birkaç hafta öncesi gibi bile değil.
Tüm bu gelişmelerin ve ilerlemelerin kaynağı maalesef yine biz değiliz, Türkiye değil. Üretileni tüketmeye devam ediyoruz. Belki 10-15 yıl öncesinde de gerilerdeydik ama şu anki yapay zeka gelişmelerinin hızına bakınca bu farkın ivmeli bir şekilde daha da artacağını görmek zor olmasa gerek.
Bu durumda iki şey yapabiliriz. Birincisi, oturup şikayet edebiliriz. Elin oğlu yapıyor; gavur yapıyor arkadaş diyebiliriz ve aynı rutinimize devam edebiliriz.
En basitinden, kendi mesleğimden, diş hekimliğinden pay biçerek söyleyebilirim ki, kullandığımız cihazların, yazılımların, teknolojilerin, sarf malzemelerinin neredeyse yüzde yüzünü dışarıdan temin ediyoruz. Diş hekimliği cihaz ve ürünleri dediğimiz sektör sadece üç kuruşa dışarıdan satın alınıp, on üç kuruşa Türkiye’deki diş hekimlerine satmaktan ibaret. Artık teknik servisi, garantisi de hak getire.
Dediğim gibi, birincisi diş hekimliği mesleğimizi, neredeyse tamamını dışarıdan temin edilen araç, gereç, teknoloji, sarf malzemeleriyle icra etmeye devam ederek şikayet edebiliriz; ya da ikincisi, bu konuda elimizden gelen bir şeyler varsa bu konularda katkı sağlayabiliriz.
Bu doğrultuda bir karar verdim. Aslında daha önceden de hobi olarak ilgileniyordum ama şimdi bunu biraz daha diş hekimliğine yönlendirmeye niyetlendim. Biyoinformatik alanında kendimi geliştirmek ve diş hekimliği alanında çalışmalar yapabilmek istiyorum. Her birinin derya deniz olduğunu, çok geniş kapsamlı olduğunu biliyorum. Artık ben de öğrenerek devam edeceğim. Kaynağını bilmediğim ama çok sevdiğim bir söz var: “Yıldızları hedefleyin; ulaşamasanız bile en azından yolda birkaç meteor görürsünüz”.
Hem kendim öğreneceğim, hem de yaşı, mesleği, kariyeri ne olursa olsun bunlara ilgi duyan tüm güzel insanlarla paylaşacağım.
Şu an aslında bilgiye ulaşabilmek gibi bir derdimiz yok. Kim ne öğrenmek istiyorsa o bilgiler anında parmaklarının ucunda, karşısındaki ekranda… Gönül aslında ne kahve ister ne kahvehane; gönül, buna ilgi duyan, bir şeyler üretmeye heveslenen ya da bu yolda çabalamakta olan iyi insanlarla bir arada olmak ister.
Tüketen değil üreten tarafta olalım istiyorum. Bu yolculukta bana eşlik ederseniz memnun olurum. Öğrenme yolculuğumuz başlıyor. Sonraki içeriklerde görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.